Tercüme büroları başlıktaki ifadeye benzer yaklaşımlarla hemen her gün karşılaşmaktadır. Bir inşaat firmasında çalışan ve İngilizcesi iyi olan bir inşaat mühendisi, bir İngilizce öğretmeni, yurtdışından Türkiye’ye yeni dönmüş kişiler, bir kamu kuruluşunda çalışıp İngilizcesi iyi olan memurlar sıklıkla tercüme bürolarına CV’lerini gönderir ve genelde şu ifadeyi kullanırlar:
Biz tercümanlar bu tarz ifadelere ne kadar bozulsak da karşımızdaki insanın hevesini kırmamak ve kaba olmamak adına düşüncelerimizi kendimize saklarız. Halbuki içimizde ne fırtınalar kopar. İşte acı gerçekler:
Tercüme bir boş zaman aktivitesi değildir!
Tercümanlık her şeyden önce yıllarca çalışarak deneyim kazanmanızı ve uzmanlaşmanızı gerektiren, kendinizi tamamen adayacağınız bir “meslektir”. Her nasıl tercümanlar boş zamanlarını değerlendirmek için bir devlet dairesine ya da özel bir kuruma başvurmuyorlarsa, o tarz yerlerde çalışan insanların tercüman olmak için başvuruda bulunmaları da bir o kadar absürttür. Zaten ticari açıdan da baktığımızda tercüme büroları sürekli olarak iletişim kurabilecekleri ve güvenebilecekleri tercümanlarla çalışmak isterler. Maalesef tercüme işleri için günler ya da haftalarca süre verilmemektedir. Sektörde yaygın bir şekilde bilindiği üzere “her tercüme acildir”. Dolayısıyla bir tercüme bürosunun herhangi bir tercümana zamanında ulaşamaması demek o tercümanın iş alamaması ve zaman içinde unutulup gitmesi demektir.
Boş zamanlarını “tercüman” olarak değerlendiren kişilerin sektöre verdiği zararlar
Ancak bu sözlerden şu anlaşılmasın: “Tercümanlığı sadece tercümanlık ya da dil edebiyat mezunları yapabilir!” Hayır, her meslekte olduğu gibi bu mesleği de illa ilgili bölümlerden mezun kişilerin yapması şart değildir. Örneğin nasıl bir mankenden çok iyi bir şarkıcı olabiliyorsa ya da nasıl bir futbolcu çok iyi bir aktör olabiliyorsa, tercümede de farklı branşlardan insanlar gerçekten iyi işler çıkarabilirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta bu insanların kendilerini tamamen bu işe adamaları ve bu işi boş zamanlarını dolduracakları bir "meşgale" olarak değil de "meslekleri" olarak görmeleridir. Aksi takdirde piyasada da tercüme sektörüne verilen değer gün geçtikçe düşecektir. İnsanlardaki “Benim de İngilizcem iyi ben de tercüme yaparım ne gerek var büroya tercümana” mantığının kırılabilmesi de ancak bu şekilde mümkündür. Biz tercümanlar olarak kendimizi büyük bir meslek örgütünün parçaları olarak tanımlamazsak insanların bu tarz bakış açılarını değiştirmemiz asla mümkün olmayacaktır.
www.antalyaceviri.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder