6 Mayıs 2010 Perşembe

Galatasaray'da tercüman krizi!.

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

Galatasaray'da teknik direktör Frank Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mert Çetin'in Hollandalı teknik adamın demeçlerini eksik ya da yorum katarak Türkçe'ye çevirmesi sıkıntı yarattı. Takımın eski teknik direktörü Bülent Korkmaz'ın tavsiyesiyle Florya'ya gelen genç tercümanın Rijkaard'ın açıklamalarına eklediği yorumlar yanlış algılamalara sebep oluyor. Bu konuda en son iki çarpıcı örnek GSTV'de "Kamp Günlüğü" programında yaşandı. Rijkaard'ın Lincoln hakkındaki "It's a shame" diye başlayan ve ardından "Geçen sezon oynadığı maçları seyrettim. Kaliteli bir futbolcu" şeklindeki yorumu, "Kampa katılmaması utanç verici" şeklinde çevrildi. Oysa, Rijkaard "Kendisiyle henüz hiç konuşamadım" dışında "Lincoln'ün kampa gelmemesi" şeklinde bir ifade kullanmamıştı. Buradaki İngilizce "shame" sözcüğünü de cümlenin öncesi ve devamı düşünüldüğünde "pitty" yani "Yazık!" anlamında kullanmıştı.

İNGİLİZCE SORUN ÇIKARIYOR

Rijkaard'ın İngilizcesi üst düzeyde olmadığından kendisini tam olarak ifade edememesi yukarıdaki örnekte net olarak açığa çıkarken, Hollandalı hoca için G.Saray yönetiminin neden anadillinde bir tercüman görevlendirmediği merak konusu oldu. İkinci çarpıcı örnek de, "Ali Sami Yen Stadı" hakkındaki soruya Hollandalı teknik adamın "Türk takımlarına karşı oynadım" yanıtının "Tabii futbolculuk zamanımda oradaydım" diye çevrilmesi oldu. Rijkaard'ın anadilini konuşan bir tercüman görevlendirilmezse medya ve futbolcularıyla daha büyük sıkıntılar yaşayabileceği konuşuluyor.


Mynet.com

www.antalyaceviri.com

Galatasaray'da tercüman krizi!.

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

ollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

Galatasaray'da teknik direktör Frank Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mert Çetin'in Hollandalı teknik adamın demeçlerini eksik ya da yorum katarak Türkçe'ye çevirmesi sıkıntı yarattı. Takımın eski teknik direktörü Bülent Korkmaz'ın tavsiyesiyle Florya'ya gelen genç tercümanın Rijkaard'ın açıklamalarına eklediği yorumlar yanlış algılamalara sebep oluyor. Bu konuda en son iki çarpıcı örnek GSTV'de "Kamp Günlüğü" programında yaşandı. Rijkaard'ın Lincoln hakkındaki "It's a shame" diye başlayan ve ardından "Geçen sezon oynadığı maçları seyrettim. Kaliteli bir futbolcu" şeklindeki yorumu, "Kampa katılmaması utanç verici" şeklinde çevrildi. Oysa, Rijkaard "Kendisiyle henüz hiç konuşamadım" dışında "Lincoln'ün kampa gelmemesi" şeklinde bir ifade kullanmamıştı. Buradaki İngilizce "shame" sözcüğünü de cümlenin öncesi ve devamı düşünüldüğünde "pitty" yani "Yazık!" anlamında kullanmıştı.

İNGİLİZCE SORUN ÇIKARIYOR

Rijkaard'ın İngilizcesi üst düzeyde olmadığından kendisini tam olarak ifade edememesi yukarıdaki örnekte net olarak açığa çıkarken, Hollandalı hoca için G.Saray yönetiminin neden anadillinde bir tercüman görevlendirmediği merak konusu oldu. İkinci çarpıcı örnek de, "Ali Sami Yen Stadı" hakkındaki soruya Hollandalı teknik adamın "Türk takımlarına karşı oynadım" yanıtının "Tabii futbolculuk zamanımda oradaydım" diye çevrilmesi oldu. Rijkaard'ın anadilini konuşan bir tercüman görevlendirilmezse medya ve futbolcularıyla daha büyük sıkıntılar yaşayabileceği konuşuluyor.



Mynet.com

www.antalyaceviri.com

Galatasaray'da tercüman krizi!.

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.


Galatasaray'da tercüman krizi!

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

Galatasaray'da teknik direktör Frank Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mert Çetin'in Hollandalı teknik adamın demeçlerini eksik ya da yorum katarak Türkçe'ye çevirmesi sıkıntı yarattı. Takımın eski teknik direktörü Bülent Korkmaz'ın tavsiyesiyle Florya'ya gelen genç tercümanın Rijkaard'ın açıklamalarına eklediği yorumlar yanlış algılamalara sebep oluyor. Bu konuda en son iki çarpıcı örnek GSTV'de "Kamp Günlüğü" programında yaşandı. Rijkaard'ın Lincoln hakkındaki "It's a shame" diye başlayan ve ardından "Geçen sezon oynadığı maçları seyrettim. Kaliteli bir futbolcu" şeklindeki yorumu, "Kampa katılmaması utanç verici" şeklinde çevrildi. Oysa, Rijkaard "Kendisiyle henüz hiç konuşamadım" dışında "Lincoln'ün kampa gelmemesi" şeklinde bir ifade kullanmamıştı. Buradaki İngilizce "shame" sözcüğünü de cümlenin öncesi ve devamı düşünüldüğünde "pitty" yani "Yazık!" anlamında kullanmıştı.

İNGİLİZCE SORUN ÇIKARIYOR

Rijkaard'ın İngilizcesi üst düzeyde olmadığından kendisini tam olarak ifade edememesi yukarıdaki örnekte net olarak açığa çıkarken, Hollandalı hoca için G.Saray yönetiminin neden anadillinde bir tercüman görevlendirmediği merak konusu oldu. İkinci çarpıcı örnek de, "Ali Sami Yen Stadı" hakkındaki soruya Hollandalı teknik adamın "Türk takımlarına karşı oynadım" yanıtının "Tabii futbolculuk zamanımda oradaydım" diye çevrilmesi oldu. Rijkaard'ın anadilini konuşan bir tercüman görevlendirilmezse medya ve futbolcularıyla daha büyük sıkıntılar yaşayabileceği konuşuluyor.


Mynet.com

www.antalyaceviri.com

Galatasaray'da tercüman krizi!.

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.


Galatasaray'da tercüman krizi!

Hollandalı teknik direktörü Rijkaard'ın açıklamalarını anadili yerine İngilizce yapması ve bunları tercüme eden Mert Çetin'in ifadelere kattığı yorumlar sarı-kırmızılı camiada tartışma yarattı.

Galatasaray'da teknik direktör Frank Rijkaard'ın tercümanlığını yapan Mert Çetin'in Hollandalı teknik adamın demeçlerini eksik ya da yorum katarak Türkçe'ye çevirmesi sıkıntı yarattı. Takımın eski teknik direktörü Bülent Korkmaz'ın tavsiyesiyle Florya'ya gelen genç tercümanın Rijkaard'ın açıklamalarına eklediği yorumlar yanlış algılamalara sebep oluyor. Bu konuda en son iki çarpıcı örnek GSTV'de "Kamp Günlüğü" programında yaşandı. Rijkaard'ın Lincoln hakkındaki "It's a shame" diye başlayan ve ardından "Geçen sezon oynadığı maçları seyrettim. Kaliteli bir futbolcu" şeklindeki yorumu, "Kampa katılmaması utanç verici" şeklinde çevrildi. Oysa, Rijkaard "Kendisiyle henüz hiç konuşamadım" dışında "Lincoln'ün kampa gelmemesi" şeklinde bir ifade kullanmamıştı. Buradaki İngilizce "shame" sözcüğünü de cümlenin öncesi ve devamı düşünüldüğünde "pitty" yani "Yazık!" anlamında kullanmıştı.

İNGİLİZCE SORUN ÇIKARIYOR

Rijkaard'ın İngilizcesi üst düzeyde olmadığından kendisini tam olarak ifade edememesi yukarıdaki örnekte net olarak açığa çıkarken, Hollandalı hoca için G.Saray yönetiminin neden anadillinde bir tercüman görevlendirmediği merak konusu oldu. İkinci çarpıcı örnek de, "Ali Sami Yen Stadı" hakkındaki soruya Hollandalı teknik adamın "Türk takımlarına karşı oynadım" yanıtının "Tabii futbolculuk zamanımda oradaydım" diye çevrilmesi oldu. Rijkaard'ın anadilini konuşan bir tercüman görevlendirilmezse medya ve futbolcularıyla daha büyük sıkıntılar yaşayabileceği konuşuluyor.


www.antalyaceviri.com

17 Mart 2010 Çarşamba

Bosch Kongre ve Simültane Tercüme Sistemleri Kopenhag’taki Bm İklim Konferansı’nda Kullanıldı

BM İklim Konferansı ( COP15 ) Kopenhag’taki 77.000 m2 bir alan üzerine kurulu Bella Center’da 7-18 Aralık 2009 tarihleri arasında gerçekleştirildi.

BM tarafından bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük toplantı olma özelliğini taşıyan İklim Konferansı kapsamında, büyüklü küçüklü 2500 toplantı yapıldı. Konferansa ABD Başkanı Barack Obama, Fransa Başkanı Nicolas Sarkozy, Mısır Başkanı Hüsnü Mübarek, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu 100′ün üzerinde başkan ve VIP konuk katıldı.

• Kopenhag’taki Bella Center’da düzenlenen konferansa toplam 30.000 kişi katıldı.
• 16-18 Aralık 2009 tarihleri arasında düzenlenen zirveye aralarında ABD Başkanı Barack Obama’nın da bulunduğu 100′ün üzerinde Devlet Başkanı ve İklim ve Çevre Bakanları katıldı.
• İki hafta süren Konferans’ta toplam 2500 toplantı gerçekleştirildi.
• 40 toplantı odasına toplam 2500 adet Bosch delege mikrofonu kuruldu.
• Konferans süresince toplam 6000 adet Bosch Integrus alıcı ve kulaklığı kullanıldı.
• Konferans esnasında 45 teknisyen ve süpervizör Bosch ekipmanlarının kurulumu ve kullanımı için görev aldı.

Böyle büyük ve önemli bir etkinliğe yakışır, son teknoloji ürünü, konferans ekipmanlarının kullanılması organizasyonun başarısı için büyük önem taşıyordu. Konferansta kullanılacak kongre ve simültane tercüme sistemlerinde Bosch markası tercih edildi.

Bosch Güvenlik Sistemleri’nin DCN Next Generation tipi 2500 delege mikrofonu ve Integrus simültane tercüme sistemi iki büyük bütünleşik salona ve diğer beş toplantı salonuna kuruldu. Integrus alıcı üniteleri sayesinde tüm katılımcılar çok dilli konferansı kendi dillerinde dinleme olanağı buldular. 50 adet Bosch konferans ana kontrol ünitesi, güç kaynakları ve ses çoklayıcı üniteler de sistem içerisinde kullanıldı. Ayrıca 1100 kişilik basın merkezi, Integrus sistemiyle donanarak basın mensuplarının toplantıları takip etmesi sağlandı. Bazı toplantı odalarında ise CCS800 Ultro Analog Konferans Sistemi kuruldu.

Bosch ekipmanlarının kurulumu ve toplantıların yönetimi, Bosch Congress Network (BCN) kurucularından Teletech Conference Communication A/S firması tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Konferans boyunca her gün 45 kişilik bir teknisyen ve süpervizör kadrosu ile hizmet veren Teletech, konferans bitiminde 12 teknisyen ile konferans ekipmanlarını iki günde söktü.

Kaynak : KURUMSALHABERLER.COM

www.antalyaceviri.com

24 Şubat 2010 Çarşamba

"Umarız tercüme hatasıdır"

Efes Pilsen Kulübü, Beko Basketbol Ligi play-off final serisinde Fenerbahçe Ülker ile dün yapılan ilk maçın ardından, rakip takım antrenörü Bogdan Tanjevic'in, lacivert-beyazlı ekibin antrenörü Ergin Ataman'a yönelik medyaya yansıyan bazı ifadelerinin hakaret içerdiğini savunarak, "Tanjevic'in sözlerinde bir tercüme hatası olduğuna inanmak istiyoruz" açıklamasını yaptı.

Efes Pilsen Kulübü, Beko Basketbol Ligi play-off final serisinde Fenerbahçe Ülker ile dün yapılan ilk maçın ardından, rakip takım antrenörü Bogdan Tanjevic'in, lacivert-beyazlı ekibin antrenörü Ergin Ataman'a yönelik medyaya yansıyan bazı ifadelerinin hakaret içerdiğini savunarak, "Tanjevic'in sözlerinde bir tercüme hatası olduğuna inanmak istiyoruz" açıklamasını yaptı.

Kulüpten yapılan yazılı açıklamada, "Tanjevic'in final serisinin ilk maçı sonrası antrenörümüz Ergin Ataman'a hakaret içeren sözler söylediğine ilişkin haberleri basından izlemiş bulunuyoruz. Türk Milli Takımı Antrenörlüğü gibi çok onurlu bir görevi de üstlenmiş olan Tanjevic'in bu sözlerinde bir tercüme hatası olduğuna inanmak istiyoruz" denildi.
Mynet.com

www.antalyaceviri.com

5 Şubat 2010 Cuma

“Boş Zaman Aktivitesi” Olarak Tercüme


Tercüme büroları başlıktaki ifadeye benzer yaklaşımlarla hemen her gün karşılaşmaktadır. Bir inşaat firmasında çalışan ve İngilizcesi iyi olan bir inşaat mühendisi, bir İngilizce öğretmeni, yurtdışından Türkiye’ye yeni dönmüş kişiler, bir kamu kuruluşunda çalışıp İngilizcesi iyi olan memurlar sıklıkla tercüme bürolarına CV’lerini gönderir ve genelde şu ifadeyi kullanırlar:


“Yaptığım işe ek olarak bos zamanlarımı faydalı bir şekilde değerlendirmek amacıyla İngilizce-Türkçe tercüme konusunda ek iş imkanı arıyorum.”

Biz tercümanlar bu tarz ifadelere ne kadar bozulsak da karşımızdaki insanın hevesini kırmamak ve kaba olmamak adına düşüncelerimizi kendimize saklarız. Halbuki içimizde ne fırtınalar kopar. İşte acı gerçekler:


Tercüme bir boş zaman aktivitesi değildir!

Tercümanlık her şeyden önce yıllarca çalışarak deneyim kazanmanızı ve uzmanlaşmanızı gerektiren, kendinizi tamamen adayacağınız bir “meslektir”. Her nasıl tercümanlar boş zamanlarını değerlendirmek için bir devlet dairesine ya da özel bir kuruma başvurmuyorlarsa, o tarz yerlerde çalışan insanların tercüman olmak için başvuruda bulunmaları da bir o kadar absürttür. Zaten ticari açıdan da baktığımızda tercüme büroları sürekli olarak iletişim kurabilecekleri ve güvenebilecekleri tercümanlarla çalışmak isterler. Maalesef tercüme işleri için günler ya da haftalarca süre verilmemektedir. Sektörde yaygın bir şekilde bilindiği üzere “her tercüme acildir”. Dolayısıyla bir tercüme bürosunun herhangi bir tercümana zamanında ulaşamaması demek o tercümanın iş alamaması ve zaman içinde unutulup gitmesi demektir.


Boş zamanlarını “tercüman” olarak değerlendiren kişilerin sektöre verdiği zararlar

Part-time olarak tercümanlık yapan kişiler genelde piyasa değerinin altında çeviri hizmeti vermektedir. Bu tarz kişilerle çalışan bürolar da piyasa fiyatlarını iyice aşağı çekmektedir. Tercüme hizmeti her gün alınan bir hizmet olmadığından ve sektör konusunda çok fazla bilgi sahibi olunmadığından dolayı bu tarz bürolarla ve tercümanlarla çalışan ve ellerine ne olduğu belli olmayan, yüklemi nesnesi birbirine girmiş, yarısı İngilizce yarısı Türkçe metinler alan şirketler tercüme işlerinin genelde böyle olduğunu düşünmekte ve fiyat algıları maalesef daha önce aldıkları fiyatın üzerine çıkamamaktadır. Müşteriler, İngilizceleri aslında düşündükleri kadar iyi olmayan bu part-time tercümanların çevirilerinin üzerinden tekrar geçmek zorunda kalmakta ve hatta düzeltilmesi için başka bir büro aramak zorunda kalmaktadır. Bu da hem zaman hem de para kaybına yol açmaktadır.

Ancak bu sözlerden şu anlaşılmasın: “Tercümanlığı sadece tercümanlık ya da dil edebiyat mezunları yapabilir!” Hayır, her meslekte olduğu gibi bu mesleği de illa ilgili bölümlerden mezun kişilerin yapması şart değildir. Örneğin nasıl bir mankenden çok iyi bir şarkıcı olabiliyorsa ya da nasıl bir futbolcu çok iyi bir aktör olabiliyorsa, tercümede de farklı branşlardan insanlar gerçekten iyi işler çıkarabilirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta bu insanların kendilerini tamamen bu işe adamaları ve bu işi boş zamanlarını dolduracakları bir "meşgale" olarak değil de "meslekleri" olarak görmeleridir. Aksi takdirde piyasada da tercüme sektörüne verilen değer gün geçtikçe düşecektir. İnsanlardaki “Benim de İngilizcem iyi ben de tercüme yaparım ne gerek var büroya tercümana” mantığının kırılabilmesi de ancak bu şekilde mümkündür. Biz tercümanlar olarak kendimizi büyük bir meslek örgütünün parçaları olarak tanımlamazsak insanların bu tarz bakış açılarını değiştirmemiz asla mümkün olmayacaktır.

www.antalyaceviri.com